|
Avrupa topluluğu dosyası
Türkiye dersi
İŞTE VURAL ÖGER'İN YAZDIĞI MEKTUBUN TÜRKÇESİ
Sayın Petzold, Derginizle ilişkilerim şimdiye kadar berraktı. Bunu sadece okur olarak değil, söyleşi yapılan veya çeşitli haberlerinizde konu edilen biri olarak söylüyorum.
Gerhard Haderer'in, bir Türk'ün Avrupa Birliği Cenneti'nin kapısı önünde bekleyişini gösteren karikatürü beni rahatsız etti.
Haderer'in bu eserinde, içinden geldiğim yurttaşlarıma karşı yapılan ve Alman-Türk Vakfı'nı kurarak mücadele etmeye çalıştığım, Almanya'da kısmen yaygın dışlama izlerini görüyorum.
Bir karikatürü eleştirmenin kolay olmadığının bilincindeyim. Bunu yapınca kolayca, "mizah anlayışından yoksun" ve "tasma takma heveslisi" olarak töhmet altında kalınabilir. Bu durum, ahmakça olacağı için eleştiri hakkınız da kalmaz. Ancak genel olarak, sağcı kabare oyuncularının solcuları tefe aldığını, solcu kabare oyuncularının şakalarının da sağcılar tarafından yutulmak zorunda olduğu görüşündeyim. Ancak her şeyin bir istisnası vardır...
İşte bu da bir istisnadır, üstelik hakaret edicidir.
Almanlar, gerçekle ilgisi olmasa da, Anglosakson gazetelerinde, sivri tepeli asker üniformalı ve geleneksel askılı deri pantolonlu olarak resmedilmeye alıştılar. Anglosaksonların bilgisi yok işte.
Aynı şekilde ben de, Türkler'in çoğu kez başörtülü ve döner yerken resmedilmesine alıştım. Türkler'in sadece döner yemediğini, onun yerine dil balığı da yemekte olduğunu, sanatçı, akademisyen, gazeteci, doktor veya girişimci olduklarını keşfeden iyi niyetli hikayelerin ayıp tarafı ise, Türkler'e ilişkin keşfin, yıllardır temcit pilavı gibi ısıtılıp yeniymiş gibi sunulması ve Türkler'in de "insan olarak" lanse edilmeye çalışılmasıdır. Demek öyle!
Anlayıştan yoksun bu demokratik gelenek içinde Haderer, ayıp ve kaba yönüyle dikkati çekiyor. O , Türkler'i uydurulmuş bir yazı stiliyle Arapça'ya benzetilmeye çalışılan bir yerden sıkışarak geçmeye çalışan ve kedi deliğine çömelmiş alt sınıf insan olarak lanse ediyor. Buna okurun vereceği tepki şu olur:
"Ama bu olmaz. Sen Türk olarak buraya ait değilsin"
Sanki bu basamak, Avrupa Birliği'ne giden gerçekte uzun ve üzerinde diğer Avrupa ülkeleriyle mutabakata varılan ve demokratik bir yolun başlangıcı değil.
Böylece, insana sözde aşılanmak istenen gülme hissi kayboluyor, onun yerine dar görüşlü dünyamızda öfke ve korku körükleniyor. Karikatür, ki öyle görünüyor, bir afiş halini almış ve NPD bunu (ve belki de yapacak) her ilkel seçim kampanyasında sallayabilir.
Türk kökenli insanların kafalarında nelerin oluştuğunu nasıl tasvir etmek lazım? Ben söyleyeyim, nasıl. Çünkü bu konuda tepkiler dinledim.
Alman pasaportuna sahip genç bir Türk, ki sadece burada dünyaya gelmiş değil, aynı zamanda burada yetişmiş, tarih dersinde Hitler'in başlangıç dönemlerini duymuş ve bu çizimin, zamanında "Stürmer" dergisinde çıkan çizime benzediğini söyledi. Yalnız Yahudiler'in farklı burunlarla resmedildiğini anlattı.
Burada, "Stern'de ise burunun yerini, bıyık almış." Ancak gerisinin ise, aynı ırkçı pislik olduğunu söyledi.
Sizi bu cümleyle başbaşa bırakıyorum. Ama, sizin bunun altından nasıl kalkacağınızı da merak ediyorum. Dostça selamlarımla.
Vural Öger
İşte Ata'nın Avrupa yorumu :
Efendiler!
Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye
tam tersine gerilemiş ve düşüş vâdisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklâl vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?... Tarih, böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!
Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Büyük Millet Meclisi
6 Mart 1922
STERN'e tepkiler :
Stern dergisi suçüstü yakalandı
* 03 Ekim 2004 Pazar 16:03
Sevgili Dostlar, Arkadaşlar, aşağıda Sayın Vural Öger'in Stern'e yazısını ve Türkler'in köpek deliğinden AB'ye girmelerini sergileyen karikatürü bulabilirsiniz.
Sevgiler, saygılar
"başınız hep dik olsun"
Stj Av. Burcu Taylan Klehr
Yeminli Tercüman
Master of European Studies, Hamburg
Türkiye dersi
Stern'den ırkçı karikatür
ALMAN Stern dergisinin son sayısında çıkan karikatür, çok büyük tepkiye yol açtı. Karikatürde Türkiye, "evlerde köpeklerin girip çıkması için yapılan" küçük kapıdan Avrupa Birliği'ne girmeye çalışırken tasvir ediliyor.
"Êtes-vous pour ou contre
l'entrée de la Turquie dans l'Union Européene ?"
.......
Üç kıtaya yayılmış olan bir imparatorluğu, yok pahasına Avrupalı dostlarımıza hibe ettik. Şimdi sıra galiba Atatürk'ün bize emanet ettiği TÜRKİYE'ye geldi.
Kıbrıs'ta bir Rum dergisinde yer alan yukarıdaki resim endişemizin kanıtıdır. Yunan ve Rum askeri ile bayraklarını yer aldığı Resmin üzerindeki yazı "Başkentimiz Konstatinopolis (yani İstanbul'dur)" Resmin yanındaki yazı ise "YUNANİSTAN - KIBRIS ENOSİS" şeklindedir. Rum askerini hayal bile olsa Türk toprakları üzerinde bir işgal gücü olarak düşünmek bile insanı titretiyor.
ARTIK GEÇ OLMADAN TARİH KİTAPLARININ SAYFALARINI KARIŞTIRMAMIZIN ZAMANI GELDI.
Kırk yıllık sır
Zeynel LÜLE
Papadopulos'un, 1964'te ABD'ye "Türkler karasularımıza girerse, 1 saat 45 dakika içinde Kıbrıslı Türkleri temizleyeceğiz" mesajı gönderdiği ortaya çıktı.
AMERİKAN arşiv kaynaklarından elde edilen belgelere göre Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, 1964 yılında Amerikan Büyükelçiliği'ne, dönemin "Çalışma Bakanı" sıfatıyla gönderdiği mesajda, Türkiye'nin kara sularını ihlal etmesi halinde 1 saat 45 dakika içinde Kıbrıslı Türkleri temizleyeceklerini bildirdi. Kıbrıslı Rum Makarios Trusiotis'in, Amerikan arşivlerinden elde ettiği belgelere göre Papadopulos, "Eğer Türk gemileri 12 millik kara sularımıza (Kıbrıs Rum tarafı o günlerde Kıbrıs'ın kara sularını 12 mile çıkarmıştı) girerse, bunu işgal hareketi sayacağız ve iç düzenimize çeki-düzen vereceğiz. Böyle bir durumda bize 1 saat 45 dakikalık bir süre kalır. Bu süre zarfında Kıbrıslı Türkleri temizleyeceğiz. (İngilizce metinde "clean up" olarak geçiyor) Bunu yapacak planımız ve olanaklarımız hazırdır" mesajı yolladı.
Papadopulos'un bu mesajı ile ilgili tüm ayrıntılar, önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak olan, "Doğmamış bir devletin tarihi: Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" adlı kitapta yer alıyor. Doç.Dr Niyazi Kızılyürek tarafından kaleme alınan kitapta, Papadopulos'un "Defkalion" kod adlı bir EOKA üyesi olduğu da anlatılıyor.
Papadopulos'un, EOKA lideri Grivas Digenis'in EOKA'ya karşı olan Rumların "Ölüm fermanlarının" hazırlayıcısı olduğu belirtiliyor ve belgeleriyle Papadopulos'un söylediği sözlere yer veriliyor. Papadopulos'un 1964'de "Çalışma Bakanlığı" yaptığı dönemde, aynı zamanda Türk ve Kıbrıslı Türklerin olası tepkisine karşı "silahlı tedbir" alan "Organosis" adlı örgütün komutan yardımcılığını yürüttüğü belirtiliyor.
Çerçeve Belgesi
Tuğrul Göğüş
Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisi, Müzakere Çerçeve Belgesi'nde açıkça belirtilen, şu yükümlülüklerin altına girmişlerdir:
¤ Lozan'a son verilmesi,
¤ Türkiye'nin ihtilaflı sınırlarının Uluslararası Adalet Divanı ve uluslararası kurumlarca belirlenmesi,
¤ Kıbrıs Rum kesiminin tanınması ve limanların açılması,
¤ Kürt ve Alevî azınlıkların kabulü ve haklarının genişletilmesi,
¤ Türkiye'nin uluslararası örgütler ve üçüncü ülkelerle ilişkilerinin AB tarafından belirlenmesi,
¤ Millî ekonomiyi ve kamu varlığını tasfiye sürecinin tamamlanması,
¤ Türkiye'nin nükleer araştırma ve çalışmalarının durdurulması,
¤ AB'nin Türkiye hakkında bugüne kadar aldığı bütün karar ve düzenlemelerin hızla uygulanması,
¤ Ermeni soykırımı suçunun kabulü,
¤ Fener Patriği'nin
¤ Egemenliğin kayıtsız şartsız ve toptan AB'ye devri.
Çerçeve Belgesi'nin hukuki açıdan bir kağıt parçasından fazla değeri yoktur. Bu belge, yalnız ve yalnız Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül'ün şahıslarını bağlamaktadır; Türkiye'yi bağlamaz. Çünkü bu Belge, ne hükümet tarafından kabul edilmiştir, ne Meclis'ten geçmiştir, ne de Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmıştır.
|